1. YAZARLAR

  2. Osman YAZICI

  3. Herkes mutlu ve bahtiyar
Osman YAZICI

Osman YAZICI

Yazarın Tüm Yazıları >

Herkes mutlu ve bahtiyar

A+A-

Sevgili okurlarım, İstanbul’daki seçim kampanyası boyunca, vatandaşlardan ‘aman sandığa sahip çıkın’,muhtarlardan ise ’artık mükerrer oyu ve mahallemize girip çıkanları kontrol edemiyoruz’ talepleriyle karşılaştık.

İleri demokrasiden söz edildiği 21.Yüzyılda, vatandaş hala sandık güvenliğinden endişe duyuyorsa, bunun adına ileri demokrasi denmez. Hileyi ve mükerrer oyu önlemenin yolu denetimden geçmektir. Ölülere bile oy kullanıldığı bir ülkede, demokrasiden, millet iradesinden söz edemeyiz.

Unutmamak lazım, seçim vatandaşın vicdanında gerçekleşir, fakat sandıkta biter.

*

Eskiden, Mahalleye girip çıkanlardan muhtarlardan sorulurdu. Bir adrese taşındığınız zaman, apartman yönetiminden alınacak bir belge ile muhtara gidip, ikametgâh işlemleri yapılırdı.

Şimdi isteyen vatandaş, ilgili Nüfus müdürlüğüne gidip,’ben şu adreste oturuyorum’ demesi yetiyor, ya da kendisinin düzenleyeceği kira kontratı geçerli sayılıyor. Hatta birisi, başka birinin adresini göstermesi bile yetiyor. Yetmedi, birileri sizin ev adresini gösterirse, haberiniz olmadan, adresiniz otomatik olarak siliniyor.

Diyeceğim şu ki, İstanbul’da çok sayıdaki vatandaşımız’ yıllardan beri oturduğumuz adresimize oy kullanma belgesi gelmedi, araştırınca da, haberimiz olmadan, bizim kaydımızı silinip başkalarını yazdılar’ diye dert yandılar.

Olmayan apartmanlara, boş arazilere seçmen yazıldı, ölülerin TC kimlik numaralarıyla aynı kişi değişik yerlerde oy kullandı, birçok yerde, İlçe Seçim Kurulu başkanlarınca, CHP -MHP oyları, küçük partililere yazıldı, itiraz edilince de pardon denildi.

Bütün Gümrüklerdeki oylarımız, iki polisimize emanet... Devletin polisine güvenmemek olmaz tabi…

*

17 milyon, fazla oy pusulası basıldı, ama Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, mührü zarfa basınca, yeni bir zarf ve oy pusulası kendisine verilmedi. Bu pusulalar nerede kullanıldı, seçmen sayısı belli olduğuna göre, fazla basılan bu pusulalardan kaç milyonu YSK’nın elinde duruyor.

10 milyon seçmen nereden çıktı, kimse bilmiyor. Çünkü YSK, bu konuda ikna edici olamamıştır. YSK tüm seçmen kütüklerini toplatıp, mükerrer yazılımları ve oy kullanıp, kullanmadığını ortaya çıkaran sistemi kurmadı. Artık kaybedenler bile seçimlerde hile yapılmadığından emin değilse, gerisini siz düşünün.

Çay ve Fındık üreticisi perişan, Karadeniz köylüsü, kendi arsaları için mahkemelik, Tapu kadastro çalışmalarıyla, dedesinden, babasından kalma arsaları gitmiş, kendi yaylasına gidemiyor, giderse ceza yiyor, işsizlik çiğ gibi, kahveler dolup taşıyor, ama Karadeniz’de yaşayan 100 vatandaşın 65-70’şi AKP’ye oy veriyor. Demek ki mutlu ve bahtiyar.

Devletin iç ve dış borcu 500 milyar doları aşıyor, özel sektörün dış borcu 43 milyar dolardan, 179 milyar dolara yükseliyor, işsizlik oranı yüzde 8’den yüzde 14’lere yükseliyor, 52 yılda verilen cari açık 43 milyar dolar, 9 yılda verilen açık ise 219 milyar dolar. 80 yıllık dış ticaret açığı 247 milyar dolar, 9 yıllık açık 397 milyar dolar olmuş, karşılıksız çek sayısı 743 binden, bir milyon 911 bine çıkmış, tüketicinin banka borcu 6,6 milyar dolarken, 180 milyar dolara yükselmiş, çiftçilerin banka borcu 5 milyar dolardan 24 milyara yaklaşmış, Türkiye gelişmekte olan 150 ülke arasında büyüme sıralamasında 49’dan, 88’e çıkmış ne önemi var.

Vatandaş mutlu ve bahtiyar.

Özetle; din satan siyaset, yüzde 50, Laiklik satan siyaset yüzde 26, Türkçülük satan siyaset, yüzde 13,

Kürtçülük ve bölünmeyi satan siyaset yüzde 6

İşte Türkiye’nin haritası... Herkes mutlu ve bahtiyar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız
25 Yorum
  • Kemal K. / 23 Haziran 2011 Perşembe 19:01

    Sayın Yazıcı,
    Önceki yazınızda 'Karadeniz'i kaynatıyorlar' şeklinde bir başlık kullanmış ve rakamlara abartılı anlamlar yükleyerek toplumu ajite etmeye çalışmıştınız.
    Cevap verme gereği bile duymadım.
    Seviyesiz, toplumu germeye yönelik bir 'karalamaydı' bana göre.
    Yazı bile değildi.
    Burada da aynı şeyi yapıyorsunuz.
    En ilginci de daha 15 gün önce adayı olduğunuz CHP dahil, ülkemizdeki bütün partileri idealizmden uzak, sadece birşeyleri satarak varlıklarını sürdüren siyasal kuruluşlar olarak lanse etmeye çalışıyorsunuz.
    Seçilemeyecek yerden listeye girmenin acısını böyle çıkarmaya çalışıyorsunuz.
    Ülke menfaatinin herşeyin üzerinde olduğunu unutarak, sırf siyasi ikbaliniz için ve daha çok da yenilginin getirdiği acıyla oraya buraya çamur atmaya çalışıyorsunuz.
    Bu doğru bir yol değil.
    Böyle yapmakla sadece ve sadece insanları kendinize güldürmüş olursunuz ki, bunu isteyebileceğinizi zannetmiyorum.
    Doğrusu ben, herhangi bir insanın böyle bir duruma düşmesini istemem.
    Bu nedenle bana kalırsa biraz durulmalısınız.
    Bakın, ne ülkemiz satılıyor, ne de seçimlerde herhangi bir haksızlık sözkonusu. Millet tercihini yaptı.
    Milli irade bu yönde tecelli ettikten sonra size ne yapmak düşer sayın Yazıcı?
    Hemen söylüyorum:
    En azından birkaç ay susmak...
    Bana göre bu, yazar olmanın ve erdemli olmanın gereğidir.
    Saygılar, sevgiler.

    Yanıtla (0) (0)
  • birisi / 22 Haziran 2011 Çarşamba 22:28

    din satan siyaset mi?bu ne bicim tabir böyle? ayrica kimlerin din satan siyaset yaptigini da cok iyi biliyoruz halk olarak.
    yüzde 50 esittir samimiyet ve sevgi...kim ne derse desin ne yorum yaparsa yapsin nafile.

    Yanıtla (0) (0)
  • dark.look / 22 Haziran 2011 Çarşamba 14:25

    burdan sana ekmek çıkmaz, saçma sapan ve aslı astarı olmayan düşüncelerinle milleti kandıramazsın... onun için kendi yoluna güzel kardeşim...

    Yanıtla (0) (0)
  • yolcu / 22 Haziran 2011 Çarşamba 12:58

    savrupa birliği ülkesi romanya 28 bin memurun işine son verdi,dünya devi almanya opel gibi bir fabrikası işçi çıkarıyor avrupa ülkeleri ve dünya devi amerikada bile kriz varken siz hikaye anlatıyorsunuz.memlekette adam evinde tavuk beslemiyor neden beslemiyorsun soruyorum markette var diyor,inek beslemiyor markette var diyor bilhassa bizim karadenizde çalışma devri geçti,gençler bile masa başında bilgisayarlı iş arıyor yeni nesil çalışmıyorrr.

    Yanıtla (0) (0)
  • Yolcu / 22 Haziran 2011 Çarşamba 12:42

    Ben yolcuyum. Atalarımız çok okuyan mı çok gezen mi? Demişler. Elbette ki çok gezen bilir. Bu kapsamda çok şey gördüm, yaşadım. Ama bir ...ın bana “sen yoluna, daha çoook yolun vaaa...” dediğine ilk kez şahit oluyorum.

    Yanıtla (0) (0)