
Heykel tartışmasının sebebi, Rize’deki idamlar olabilir mi?
Sözcü yazarı Soner Yalçın, bugünkü yazısında Şapka Devrimine karşı çıkan Rizelilerin 1925'te idam edilmesini gündeme getirip, Atatürk Heykeli tartışmasına katıldı ve Reşat Kasap'ın idam edilenlerle akrabalığını sorgulamaya kalktı!
Rize Cumhuriyet Meydanındaki Atatürk heykelinin yapılacak düzenleme nedeniyle yerinden kaldırılacağı tartışması, ilginç bir mecraya kaymaya başladı.
Konu, Rize'de şapka devrimi dolayısıyla buna karşı çıkan inançlı insanların idam edildiği yönündeki tartışmaları da alevlenridirken, Sözcü yazarı Soner Yalçın, bugünkü köşe yazısını Rize'deki heykel olayına ayırdı ve zehir zemberek sözlerle Belediye Başkanı Reşat Kasap'ı hedef aldı.
Atatürk Heykeli tartışmalarının sebebinin Rize'deki 1925'de meydana gelen idamlar olabileceğini açıkça yazan Sözcü yazarı Soner Yalçın, Rize Belediye Başkanı Reşat Kasap'ın da isyancı dediği inançlı insanlarla bağı olup olmadığını sordu!
Soner Yalçın, "Reşat Kasap bir akademisyen. İstatistikçi. YÖK’te, TÜİK’te bürokrattı.13 yaşından beri memleketinden uzakta yaşıyordu. Erdoğan böyle birini neden Rize’den aday gösterdi?" diye sorduğu yazısında şu ifadeleri kullandı:
Dinci ayaklanma
Reşat Kasap’ın gizli niyeti/maksadı belli; Atatürk’e karşı.
Peki…
Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’ye, neden Reşat Kasap’ı belediye başkanı adayı yaptı?
Reşat Kasap bir akademisyen.
İstatistikçi. YÖK’te, TÜİK’te bürokrattı.
13 yaşından beri memleketinden uzakta yaşıyordu.
Erdoğan böyle birini neden Rize’den aday gösterdi?
Reşat Kasap, Erdoğan’a güvenmezse Atatürk heykelini yerinden oynatabilir mi?
“Gizli amaç birliği var” diyebilir miyiz?
İnsan sormadan edemiyor:
Erdoğan ve Reşat Kasap’ı başka hangi amaç yan yana getirebilir?
Rize’deki idamlar olabilir mi?
Tarih: 14 Aralık 1925.
Rize’de Cumhuriyet’e ve onun devrimlerine karşı ayaklanan dincilerden 8 kişi idama; 14 kişi 15 yıla, 22 kişi 10 yıla, 19 kişi 5 yıla mahkum edildi
Rize Derepazarı (Filandoz) Bahattinpaşa (Hamabala Bihanoz) Köyü’nden Reşat Kasap’ın ayaklananlar ve hüküm yiyenler arasında akrabası var mı?
Tarakçı Sabit, Peçeli Mehmet, Kolivalı Kadir, Külünk Hasan, Kambur Mahmut gibi isyancılarla bağı var mı?
HABERE YORUM KAT
Eğer insanlar şapka giymiyor diye idam edilmeye mahkum ediidi ise, o devrimi icat eden veya savunan kişinin faşist br diktatörden farkı nedir. Atatürk bugün ayakta olsa kendisi için yapılan ve memleketin her köşesine dikilen ları kendi eliyle devirirdi.İstiklal mahkemeleri ile yapılan yargılamalar ve idamlar bu ülkenin yüz karası en büyük ayıbıdır.Bu ülke o yüzden solcu olmamış ta sağcı olmuştur.
Yanıtla (1) (2)gördüğüm ve okuduğum kadarıyla çok haklı sebepleri varmış Ata'mın. Buna bir kere daha inandım.
Yanıtla (0) (1)soğuksulu sen kim oluyorsun atatürke diktatör düyorsun ,bu küstah ve saygısızca ettiğin kelimelerin hesabını umarım hukuk önünde vereceksin.pazar cumhuriyet savcısına sesleniyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum soğuksulu nikli bu vatandaşa lütfen haddini bildiriniz.
Yanıtla (0) (1)Aklın ermez senin, bak dalgana...
Yanıtla (1) (0)bu köşe yazarının derdi ne? Durup dururken asıl dinciler minciler muhabbeti niye başlattı.. Oldum olası bu tiplerin Atatürk düşmanlığında sinsilik gördüm. İslamı kesimin Atatürk düşmanlığı bertaraf edilir de sol kesimin sinsi düşmanlığına can dayanmıyor. Şimdi sen durup dururken bu işi getirip Atatürk ve Rizedeki idam edilenler noktasına neden taşıdın ey KÖŞE yazar???
Yanıtla (0) (0)Rizelilere bir Hamidiye zırhlısı daha lazım, kafalara bak.
Yanıtla (0) (0)Yorumlardan utanç duydum, bir çay bardağına Atatürk'ü satan ne çok kişi varmış,
Yanıtla (0) (0)Bir gün tımarhanede iki deli konuşuyormuş biri demiş ki ; "Git şu arka tarafa bak, duvar yüksekse altını kazıp kaçarız" demiş. Eğer duvar alçaksa üstünden atlarız demiş. Deli gidip arka tarafa bakmış. Koşa koşa gelmiş. "Sanırım biz buradan kaçamayacağız"
Yanıtla (4) (0)"Niye kaçamayacağız"
"Çünkü arkada duvar yok..."
Dinci ayaklanması imiş neyin kafasını yaşıyor bu muhterem ona en güzel güzel cevap
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hü