
Karadeniz'deki yer adlarının kökeni ve ağızları
Araştırmacı Yazar Osman Coşkun’dan bölge tarihi ile ilgili yanlış bilgileri çürütecek ve ezber bozacak iddialı bir çalışma.
Fatih Sultan KAR / İST.
Karadeniz Bölgesi üzerine yaptığı tarihi çalışmalarla tanınan Araştırmacı Yazar Osman Coşkun yeni kitabı “Artvin, Rize, Trabzon Yer Adlarının Kökeni ve Ağızları” ile bölge tarihi üzerine ortaya atılan yanlış bilgileri gün ışığına çıkaracak ve ezberleri bozacak. Kitap için 4 bin 750 civarında köy, erişilebilen mahalle ve dere adları incelendi. Uzun zaman ve yoğun emek ürünü olan eser, sonunda yayın aşamasına geldi.
İkizderemiz, Her Yönüyle İkizdere, Kayıtlara göre Özdil ve Kayıtlara göre Rize Sülaleleri ve Seferberlik Şehitleri isimli kitaplarıyla bölge kültürüne büyük katkılar sağlayan Coşkun’un yeni çalışması Türkçe, Lazca, Gürcüce, Ermenice, Pontusça 17 bin kelimeden oluşuyor.
Karadeniz’de ırk üzerinde nahoş olaylar yaşanmamıştır
Araştırmacı Yazar Osman Çoşkun basım aşamasına gelen “Artvin, Rize, Trabzon Yer Adlarının Kökeni ve Ağızları” isimli kitabıyla ilgili şunları söyledi: Bölgenin fiziki yapısı, doğal koruma alanları oluşturduğu için çok eskilerin izlerini eritmeden günümüze taşıyabilmiştir. Araştırmamızın bizi bu noktaya getireceğini hiç mi hiç tahmin edemezdik. Ne derece tarihin derinliklerine inilirse o derece ilginçliklerle karşılaşıldığına bizzat şahit olduk. Bu coğrafya, bilinen 2 bin 500 – 3 bin yıldan beri değişik kültürlerle harmanlaşmış ve kimlikleri yok olmuş nice kadim halkların izlerini bile az veya çok günümüze getirmiştir. Farklı medeniyetlerle kucaklaşmasına ve çeşit çeşitli dilleri bağrında barındırmasına rağmen, günümüze kadar bölgede ırk üzerinde nahoş olayın yaşanmamış olması şaşılacak bir haldır ve takdire şayandır. Bu da bölge insanının çok şeyleri aştığı ve her çeşit fitneye rağmen yurttaş olma bilincine ulaştığının göstergesidir.”
Şaşırtan veriler
“Kafkasya’dan değişik yüzyıllarda gelen Kıpçaklarla, Karadeniz’in kuzeyini dolaşıp Avrupa’dan bölgeye gelen aynı kavmin diğer adı olan Kumanların bu dar coğrafyada yan yana gelebileceğini kim tahmin edebilirdi? Tarihte çok az belge bırakmış olan Musevi inançlı Hazar Türklerinin izlerinin bu coğrafyada sık sık karşımıza çıkacağını kim düşünebilirdi? Günümüzün Bulgar ve Macar halklarının ataları olan Ogur Türklerinin damgalarını Hemşin’de, Borçka’da ve daha farklı yerlerde bulabileceğimizi kim iddia edebilirdi? Kafkas kavimlerinin hatıralarıyla yüz yüze geleceğimizi kim düşünebilirdi? Yer adları, bütün bunları önümüze seriyor ve bölge tarihine daha derin ve geniş açılardan bakılması gerektiğini söylüyor.”
Yunanlılar yer adlarının köken ve anlamlarını bilmezler
“Ayrıca Oğuz boyu olan Çepnilerin Trabzon’un değişik yerlerinde Pontusça, Yomra/ Özdil’de Ermenice, Hemşin’de Türkçe, Pazar’da Lazca, Hopa/ Hemşin’de Ermenice ağırlıklı bir dil ve hatta Gürcistan’da Gürcüce konuştuğun; aynı akrabanın Ordu’da Alevi, Yomra/ Özdil’de Hıristiyan ve yörede ise Sünni olduğunun örneğini başka yerde görmek mümkün mü? Aynı soyun dar bir coğrafyadaki bu farklılığı bölgeye hastır, Karadeniz’e özeldir. Yöredeki yer adları bize yabancı oldukları kadar Yunanlılara da yabancıdırlar. Yunanlılar da, bizim gibi, yer adlarının köken ve anlamlarını bilmezler. Aynı durum Ermeniler için de geçerlidir. Çünkü Yunan veya Ermenilerin bu topraklara bıraktıklarının kat kat fazlasını bölgeye geldiklerinde bulmuşlardır. Devraldıkları adların çoğunu değiştirilmiş olmasına rağmen farklı kültürlerin hatıralarının tamamen kurutamamışlardır."
Karadeniz ile ilgili eserlerin çoğu farklı amaçlar taşımaktadır
“Bölge ile ilgili yer adları üzerine yapılan çalışmaların en belirgin özellikleri de kaynaksız eserlerdir. Bu eserlerin tamamına yakını bölgeyi ya tamamen Türkleştirme, ya Yunanlaştırma veya Ermenileştirme gayretleriyle yola çıktıkları görülür. Ana sermayeleri ise bol bol hayali ürünleri üretmektir. Çünkü verilerle yola çıkmış olsalar bu sefer yalan söyleyemeyecekler ve konuları çarpıtıp, alt-üst edemeyecekler.”
İdeolojik kitapları kenara ittik
“Çalışmamızda, günümüze kadar gelen alışkanlıkları bir tarafa bırakarak tarihe karışmış nice halkları veya günümüze kadar gelmiş her kültüre saygı göstererek ve onları bu toprakların bir parçası bilerek, adları ne Lazlaştırmaya uğraştık, ne Ermenileştirdik, ne Yunanlaştırdık, ne Gürcüleştirdik, ne Türkleştirdik ve ne de Rumlaştırmaya gayret ettik. Olanı ortaya koymaya çalıştık. Bu sebeptendir ki konumuzla ilgili ideolojik kitapları kenara ittik. Kaynaksız ve belgesiz herhangi bir yaklaşımda bulunmadan her veriyi değerlendirmeye çalıştık.”
Oyuna gelmemek lazım
“Ayrıca bazı adlar yöreye ait olup bölge ile ilgili dillerin hiç biriyle bağlantısı yoktur. Vanak gibi. Kelimeler için de aynı durum geçerlidir. Minci, hartuma, likapa, nayla, çifin, sifin... gibi sözcükler de yöreye hastır. Diğer bir örnek, taneleri alınmış mısır koçanının otuzdan fazla farklı adını tespit ettik. Ulaşamadığımız en az bir o kadar daha vardır. Bunların bir-ikisi Rumca, Ermenice veya Gürcüce ise diğerlerinin kökeni nedir? Ağızdan ağıza söylenerek gelen yer adları zaman içinde farklılaşmakta ve aynı yer değişik şekilde söylenmektedir. Bu durum da işleri çok fazla zorlaştırmaktadır İnternete, bu konudaki makale, dergi, kitap veya söyleyenlere dayanarak yazdığımız adlarda hata olması kaçınılmazdır. Osmanlıca yazım ve okunuşları ise karmaşadan başka sonuç vermemektedir. İşin en tehlikeli boyu ise ideolojik nedenlerden dolayı yazılı basında veya internetteki yer adlarına ilave ses veya heceler yapılmakta veya sesler düşürülüp farklı anlamsız bir şekle dönüştürülmektedir. Öz Türkçe olan bir ad evirilip çevrilerek bulmaca haline getirilmekte ve halk ise aynı kelimeyi hiç duymadığını ifade etmektedir. Yöreyi bilmeyen de bu duruma kanıp gerçeği öğrenemeyecek ve yapılan çarpıtmaları gerçek zannedecektir.”
Uzun ve yorucu bir alan çalışması
“Derlediğimiz yer adı sekiz bini aşmıştı. Hacim çok fazla oluşacağı için köy, mahalle ve yayla adlarını öne çıkararak sayıyı 4800’e kadar düşürdük. Yer adları çalışmasında Farsça ve Arapça sözcükleri Türkçe kabul ettik. Çünkü bu kelimelerini çoğu Türkler aracılığıyla bölgeye getirilmiştir. Lazcada çok bilinen kelimelerin tekrarından kaçındık (kva). Aynı uygulamayı Türkçe için de uyguladık. Günümüz Türkçesinde bilinen yer adlarını da kitaba koymadık. (Cami mah, orta mah, düz mah...) Kelimelerde ise İkizdere’yi baz alarak ve bölgeye yayılarak çalışmayı oluşturduk. Çünkü iyi tanıdığımız yer İkizdere idi ve İkizdere’nin de bölge kültürü üzerine önemli etkisi olduğu açıktır. Hemen her ilçede geçmişi eskilere uzanan, aslı İkizdereli aileler bulmak mümkündür.”
Cahiller, etnikçiler ve hainler mangalda kül bırakmamaktadır
“Erzurum ve Bayburt yönünden gelip sahile inmenin en kestirme ve uygun yolu İkizdere güzergahı idi. Bu nedenledir ki yalnız bir köyde (Tozköy) 114 değişik akraba tespit ettim. Bu sebeptendir ki Trabzon salnamelerinde İkizdere’nin nüfusu Kalkandere ve Çayeli’nden fazladır.Ulaştığımız kelimelerin sayısı bölgedeki var olanın çok azını oluşturduğunun farkındayız. Çünkü köyden köye, ilçeden ilçeye kelime ve aksan bazında yoğun ayrışmaların yaşanırken; adet-geleneklerde korkunç bir birliktelik görülmektedir. Rize Sülaleleri ve Seferberlik Şehitleri (2012) kitabına koyduğumuz makaleleri bu kitaba da koymayı uygun gördük. Çünkü bölgenin problemleri aynıdır ve konuları eştir.Güneydoğu benzeri Kuzeydoğu yaratma gayretleri bölgede katlanarak artmaktadır. Art niyetli yabancılar ile yerli işbirlikçileri, her farklılığı fitne ve fesada çevirip mavallara, yalanlara, safsatalara dayalı sanal bir geçmiş üreterek, bölge kargaşaya ve huzursuzluğa sürüklenmek istenmektedir. Okumuşların dahi okumadığı bu zamanda, özgürlükler adına, milli bütünlüğe her saldırı pirim getirmekte. Yazması gerekenler yazmamakta, konuşması gerekenler susmakta. Cahiller, etnikçiler ve hainler ise mangalda kül bırakmamaktadır. Bu güruhun iyi tanıyıp anlayabilmek için bir konu üzerine yazdıklarını bir araya getirmek ve yazılanları birbirleriyle kıyaslamak yeterlidir. Biz de bunu yaptık ve yalan bataklığının içinde nasıl boğulup kaldıklarını gösterdik.”
Yalanlar zinciri
“Bölge ile ilgili gelişmeler tek tek ele alınarak makalelerde yansıtıldı. Her sorumlu yurttaş bu makaleleri okumalı ve de okutmalıdır. Olan bitene seyirci kalınmamalı ve ulusal konulara duyarlı olunmalıdır. Akademik unvanları ne olursa olsun hepsi bir diğerinin fotokopisi gibiler. Türkler hakkındaki birinin ortaya attığı bir yalanı, bir diğeri hiç sorgulamadan, araştırmadan hemen kaynak diye alır, daha da abartarak okuyucuya sunar. En büyük düşman cehalettir ve daha da kötüsü cahil kalmaya devam etmektir. Her kesimden ve her çeşit eleştiriye açığız. Mücadelemiz zihniyetlerledir, kişilerle değil. Tespitlerimizde hata, eksik ve yanlışlar olabilir. Her eleştiriye de açığız. Ama eleştiriler bilimsel ölçülere dayanmalı. Sık sık yapıldığı gibi “ırkçılık, resmi ideoloji, resmi tez, vav, vuv” sesleri çıkararak yavan cümlelerin arkasına saklanarak oldu-bittiye, kuru gürültüye getirmemeli. Ortaya konan kanıtlar ciddi olmalı, çocuk hikayeleri, efsane, söylenti, menkıbeler delil diye sunulmamalı. Biraz da emek verilerek sözlük ve kaynaklar karıştırılıp öyle meydana çıkılmalı.”
Yer Adlarından örnekler:
AĞPUR Tepesi / Kantarlı köyü civarında, Hemşin. İkinci kelimesi Türkçedir. Ermenice ağpur: Pınar. Ermenice-Türkçe ad.
HARSASOR Yaylası /Maden köyü, Artvin. Harsa-sor. Ermenice hars: Sazlık ve sor: Vadi. Sazlık vadi. Ermenice ad.
AĞVAN /Seslikaya köyünün adı, Ardeşen. Ağvan, Kafkasya’da Alban halkının diğer adı.” (Bİ, 2007, s. 343) 589’da Hazar, Grek ve Gürcülerin Agvania’ya hücumu Persler tarafından püskürtüldü. (GUMİLEV, 2007, s. 521) Kafkas antik halkı.
BOSELT/ Okumuşlar köyünün adı, Artvin. Gürcüce boseli, akhori: Ahır. Boselit: Ahırlar. (bk. –et eki) BOSELTA mah. Çavuşlu köyü, Borçka. (bk. Boselt. BOSELTA mah. Demirci köyü, Şavşat. Gürcüce ad.
FAROZ / Yalı ve Kurtuluş mahalleri, Trabzon. Yunanca faros: Deniz feneri. Farsça fanus: İçinde mum yakılan büyük fener. (DEVELLİOĞLU) Yunanca foroz: Balıkçılık terimi. (TİETZE) Yunanca ad.
AĞENİ/ Beyazkaya köyünün adı, Ardeşen. Lazca ağani: Yeni. Yeni gelenleri veya yeni yerleşim yerini işaret eden ad. AĞENİ, Elmalık mah. Ardeşen. Lazca ad.
HANS / Maden köyünün mezrası, Artvin. Kıpçak kökenli Kafkas Karaçay Malkar Türklerinde hans: Ot, çayır. (TAVKUL, 2000) HANS deresi, Maden köyü, Artvin. Türkçe ad.
Kelime çalışmalarından örnekler:
ÇELİK-DEYNEK/ KORKOÇ/ MED DEYNEK: Çelik çomak oyunu. (Velkü’de korkoç)
Rize’de met-değenek: Çelik-çomak oyunu ve met: Çelik-çomak oyununda çelik. (GÜNAY) İyidere’de metika: Çelik çomak oyunu. (RKD) Güneysu’da metika. Hemşin’de metlugi: Çelik çomak oyunu. (KUYUMCU) Çarşıbaşı ve Şalpazarı’nda çelik: Çeli çomak oyunu. Tonya’da çaldikan. Çaykara’da madiga. Lazca milido bigaşi: Çelik-çomak. (ALKUMRU, s. 245)
Arapça med: Yayma, döşeme, uzatma. Ermenice çalupir: Çelik-çomak. (GOSHGARİAN) Gürcüce kodvela, benzer oyun. Türkçe med: Çelik çomak uyununda kullanılan 10-15 cm. uzunluğundaki deynek. (GÜLENSOY, 2007)
Kıpçakça çelik: Çocukların oynadığı çelik çomak. (TOPARLI) Gagauzlarda yalnız erkek çocukların oynadığı çelik oyunu. (MALACILI, s. 252)
*Çobanun değneyi atmasi: Yaylada çobanlık yapanlarının çobanlık süresinin dolması.
*Deyneğini atmak: İlişkisinin kesmek.
*Deyneğun arkasina saklanmak: Problemi çözmeyecek seçenek üzerine durmak.
Sivrikaya köyünde baba ile oğlu ot biçmekteler. Genç, sigara içecek ama etraf çayırlık ve açık alan. Tırpanın sapını yere gömer ve sapın arkasına geçip bir gözünü eliyle kapatır sigarasını tüttürür.
ÇENGE: Çene.
Maçka’da çenge: Çene. Akçaabat’ta çenge. (GEDİKOĞLU) Çaykara’da nati: Çene. (KAYA, s. 72) Yusufeli’nde çenge. Artvin’de çenge. Ardanuç’ta çenge. (ÖZKAN) Hopa/ Hemşinde çenga. (YILMAZ, 2012) Hemşin’de çenge. (PEHLİVAN); tunç: Çene. (GÜNDÜZ, Ali) Çamlıhemşin’de çeğne. (ULUSOY) Çayeli’nde çenge. (KESİCİ) Köprübaşı’nda çenge. Erzurum’da çenge. (GEMALMAZ)
Lazca çenge: Çene. (ERTEN)
Yunanca piguni, sagoni: Çene. Ermenice dzod, dzınod, gızag: Çene ve kzak: Alt çene. Gürcüce kba, nikapi: Çene (ARISOY); nikapi.
Çağatayca çanga: Çene. (ERBAY) Eski Uygurca engek: Çene. (CAFEROĞLU) DLT’te enğek: Avurt. Farsça çane: Çene. Çenge,Türkçe “çene”den. (GÜLENSOY, 2007)
*Çenge çalmak: Boş konuşup zamanı tüketmek.
*Çenge vurmak: Tartışmak. Üşümek. Beşikdüzü’nde buymak: Üşümek.
ÇİHA: Güvercin kadar olup, kışın bol ağaçlı yerlerde çok görülen kuş çeşidi, çaylak kuşu, kestane kargası.
Hopa/ Hemşin’de cağart: Alacakarga. Kalkandere’de çiha: Çaylak kuşu, kestane kargası. Çayeli civarında çiha: Saksağan. (GÜNAY, s. 314) Hemşin’de cağart, çeğart: Bir kuş çeşidi; çiha: Çulluk kuşu iriliğinde renkli tüyleri olan bir kuş. (KUYUMCU) Güneysu’da çiha: Eti yenilebilen bir kuş. (TAVUKÇUOĞLU) Fındıklı’da cağart: Bir kuş çeşidi. Kalkandere’de çiha: Çaylak kuşu, kestane kargası. Çayeli civarında çiha: Saksağan. (GÜNAY, s. 314) Maçka’da kise: Kargadan küçük bir tür kuş. (EMİROĞLU) Tonya ve Köprübaşı’nda kisa. Çaykara’da çisa. Of’ta çisa: Bir cins kuş. (ASAN) Yusufeli’nde çığik, çiğak: Bir kuş türü. Çaykara’da çalançi: Doğan. (KAYA, s. 64)
Lazca mçiha, mçiki, çhviki: Kestane kargası.
Moğolca çinduul: Bir tür küçük karga ve ciyar: Öten kuş sesi. (LESSİNG) Çuvaş Türklerinde çihi: Tavuk. (TEKİN, s. 19) Kumanca çura: Küçük bir cins yırtıcı kuş. (GRÖNBECH) Kıpçakça çura: Küçük atmaca. (TOPARLI); çağa: Kuş Yavrusu. Kafkas Karaçay Türklerinde kart çıga: Doğan kuşu. (PRÖHLE)
Ermenice agrav: Karga. Gürcüce çka: Kargaya benzer siyah renkli kuş. (ARISOY)
ÇİKİNA: Yayla evlerinde bulaşıkhane. (Cimil)
Çıkı-na. Çıkı: Sofra bezi. (ÇAĞBAYIR)
HABERE YORUM KAT