Rize'de yaşam sanki fıkra gibi!

Usta kalem Fatih Sultan Kar, Güneysu'daki panele katılmak için İstanbul'dan uçağa biner ve Rize'ye doğru yola çıkar. İşte o an gerçek Karadeniz fıkraları başlar!

Yeni Demokratik Anayasa Buluşması ve Güneysu Fıkraları...

Fatih Sultan KAR
Güneysu Derneği’nin düzenlediği Yeni Demokratik Anayasa Buluşması’na katılmak üzere Rize’ye doğru yola çıkıyoruz. Yolculuk boyunca duyduklarımla gördüklerim bile bir kitap doldurmaya yeter.

“Koca uçaği yaptunu da bir gardırop yapamadunuz”

Bir hemşerimiz elbise kılıfına koyduğu ceketini hostese uzatıyor: “Al habuni gardiroba as” diyor. Hostes, “Uçakta öyle bir sistem yok, lütfen ceketinizi başınızın üstündeki el bagajlarının konulduğu yere koyar mısınız” deyince hemşerimiz soruyor: “Koskoca uçaği yapmaği bildunuz da da bi gardirop yapamadunuz mi?

Niye, çanta elur mi?

Yerime oturuyorum. Fotoğraf makinem benim için önemli. Yanımda boş bulunan koltuğun üzerine bırakıyorum. Uçak kalkışa geçerken hostes yere düşmemesi için makineye de emniyet kemeri takmamı istiyor. Bu isteği duyan hemşerimiz, hostese dönerek: “Niye emniyet kemeri taksun ona, uçak duşersa çanta elur mi diyor.

Uçak kaç para?

Uçakta yer alan iki işadamı hemşerimiz boş olan birinci sınıf koltuklara geçiyorlar. Hostes nazik bir dille bu koltuklarda yolculuk etmek için önceden buna göre bilet almanız gerekiyor diyor. Hemşerimiz: “cetu bileti kaç liradur, diyor. Hostes ne kadar dil dökse de işadamı hemşerimizi ikna edemiyor. Uzun konuşmalardan sıkılan işadamı sonunda şöyle diyor: Fazla uzatma da uçak kaç liradur?

Ben seni zenci sandum

Güneysu’ya varıyoruz. Yanımızda Türkçeyi oldukça düzgün konuşan, Moritanyalı zenci Muhammet (Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci) var. Güneysulu bir hemşerimiz Muhammet’in düzgün Türkçesine şaşıp şöyle diyor: “Vuuu! Ben seni zenci sanmiştum. Halbuki sen Türkçe konuşiyisun”

Tersaneci mi Dersaneci mi?

Trabzon Havaalanından Minibüsle Güneysu’ya doğru giderken bizi karşılayan Güneysulu anlatıyor. İki Rizeli birbirleriyle konuşuyor,üçüncü bir hemşerilerini işaret ederek:

- Ula habu ne iş yapayi?

- Tersanecidur, tersaneci.

- Vuu! Ben oni oğretmen biliyidum.

- E tamam da ben da ayni şeyi söyliyirum.

(Aslında dershanede öğretmenlik yapan arkadaşı için dershaneci demek istiyor ama d yerine t ‘yi kullanınca ortaya bu manzara çıkıyor. )

Rize’de haftada iki kez yağmur yağar

Yeni Demokratik Anayasa Buluşmasına katılanlardan biri Güneysuluya sorar:

-Burada her zaman yağmur mu yağar?

Güneysulu, ‘yok’ der.

-Burada haftada sadece iki kez yağmur yağar. Biri üç gün sürer, diğeri dört gün.

Güneysu’ya gitmişken burada yaşanmış fıkra gibi olayları derlemeden olmazdı. Bizde derledik ve sizlerle paylaşıyoruz.

Hastaluğumi mi anlayacak

Potomyalı delikanlı hastadır. Bir arkadaşıyla doktora gider. Doktor muayeneye başlamadan önce Potomyalıya:

-Nerelisiniz? diye sorunca delikanlı doktora kızar. Daha oturmadan arkadaşına döner ve sinirli bir şekilde:

-Ula kalk gidelum.

-Niye?

-Niye mi, görmeyi misun, bu doktor daha bizum nereli olduğumuzi anlayamadi. Hastaluğumi mi anlayacak.

Hoca ile yağmur

Kuraklık yapınca Potomyalı hocadan bir yağmur duası yapması istenir. Potomyalı Hoca:

-Sabah namazini camide kilalum, buradan Ayane dağına çıkaruk, yağmur duasini ederuk, diye uyarır. Sabah namazını camide kılarlar. Potomyalı hoca bakar ki ahalinin hiçbirinde şemsiye yok, çok şaşırır, düşünür ve:

-Ey cemaat, biz yağmur duasina gideyiruk. Göriyurum ki sizun hiçbirunuzde şemsiye yok, demek ki yağmur yağacağina inanmayisunuz. Öyleyse dua mua yok.

Ne çiktun?

Potomyalı, inşaat mühendisi olduktan sonra köyüne döner. Yolda Potomyalı nene ile karşılaşır:

-Uşağum sen ne çiktun?

-İnşaat mühendisi.

İnşaat mühendislerinin ne yaptığıyla ilgili fazla bilgisi olmayan nene:

-Ne yaparsun, ne edersun? diye tekrar sorar. Genç, işini uygun bir dille anlatmaya çalışır:

-Bina yaparum, kum taşirum, çakil taşirum deyince nene şaşırır:

-O uşağum, kumi, çakili eşekler da taşiyi. Onun içun mi bu kadar okudun?

Rize Haberleri