1. HABERLER

  2. YÖREDEN HABER

  3. RİZE

  4. Yeşil Altın Türk Çayı markalaştırılacak
Yeşil Altın Türk Çayı markalaştırılacak

Yeşil Altın Türk Çayı markalaştırılacak

Bakan Hayati Yazıcı, TurkishTea markasıyla Türk çayının 2023 yılına kadar dünyada 10 marka hedefinin içinde yer alacağını söyledi.

A+A-

Devlet bakanı Hayati Yazıcı'nın “YEŞİL ALTIN” TÜRK ÇAYININ MARKALAŞTIRILMASI VE ULUSLARASI TANITIMI başlıklı, çayla ilgili yaptığı açıklama metni:

“Yeşil Altın” Türk çayının markalaştırılması, bir endüstriyel değer haline gelerek tüm dünyada tercih edilen bir noktaya ulaşması ülkemiz için büyük öneme haizdir.
Yapılan üretimin dünya pazarlarında bir marka değeri kazanması üretimin tüm aşamalarını ve pazarlanmasını kapsayan bir süreçtir. Önce tüm bu süreçlerdeki aksayan yönleri doğru tespit edip, mükemmel üretim ve pazarlama sistemini oluşturmalıyız. Kalite, markalaşmanın ilk adımıdır. Ancak her kaliteli ürün “marka” değildir. Markalaşma, kaliteyi pazarlama stratejisidir. Günümüz dünyasının ekonomik ilişkilerinde bu durumun birçok örneği mevcuttur.
Doğru pazarlama stratejilerini kullanan bir firma; Afrika’nın, Güney Amerika’nın yoksul bölgelerinin yegâne zenginliği olan kahve çekirdeğini uluslararası bir marka haline getirerek yüksek kâr marjıyla pazarlayabilmektedir. Afrika’nın uzak bir köşesindeki kahve çekirdeğini Amerika’nın ve Avrupa’nın en zengin bölgelerinde olağanüstü kârlarla pazarlatan güç; o ürünü bir marka haline getirebilme yeteneğidir.
Günümüzün ekonomik mücadelesi, bir anlamda, işte bu markalaşma gücü üzerinde yapılan mücadeledir. Geleceğin lider ülkeleri, öncelikle kendi ülkelerinde üretilen ve tüketim alışkanlıklarına konu edilebilecek her türlü ürünü markalaştıran ve bununla da yetinmeyip başka coğrafyalardaki başka ürünleri markalaşmaya konu ederek ekonomik refahlarına refah katan ülkeler olacaktır.
Hedefimiz, hem üretiminde hem de dünya pazarlarına sunumunda “Türk Çayını” alternatifi olmayan bir içecek haline getirmektir. Ülkemizde sudan sonra en çok içilen, sağlık yönünden bilimsel olarak yararları kanıtlanan organik Türk çayını bir marka olarak dünyaya tanıtmak hepimizin ortak gayesidir.
Hükümet olarak 2023 yılına kadar, dünya çapında en az 10 marka üretme hedefi koyduk.  Bu 10 markadan biri mutlaka “Rize Çayı-Türk Çayı” olmalıdır.
Bununla birlikte, markalaşma denen olgu, birçok stratejik çalışma ve aşamanın sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Dünyadaki örnekler de bu yöndedir.  Öncelikle; çay fabrikalarında otomasyon ihtiyacı analizinin yapılıp, doğru yatırımların yapılması önem taşımaktadır. Bununla bağlantılı olarak kapasite artırımı da üzerinde çalışılması gereken bir başka husustur.
Son yıllarda hızla büyüyen organik çay pazarında daha fazla yer almak için organik çay alanlarının genişletilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, senede sadece 90 gün çalışan çay fabrikalarının atıl dönemde başka faaliyetlerde bulunabilmesi için de düzenlemeler yapılması da bir ihtiyaçtır.
Markanın amacı, çayı daha rekabetçi bir duruma getirmek, kısacası çayı dış pazarlara daha fazla açabilmektir. Ancak, çay pazarında dış pazara açılmanın önünde; yüksek maliyet ve ürün çeşitliliğinin olmaması gibi yapısal ve ciddi sorunlarımız var.
İç pazarımızda demleme çay yaygınken, Avrupa pazarında poşet çay talebi daha fazladır. Dolayısıyla pazara uygun ürün geliştirilmesi bir ihtiyaçtır. Biz de organik tarıma elverişli topraklarıyla dünyanın en lezzetli ve sağlıklı çayı olmaya aday Rize çayını dünyanın en prestijli çay markası haline gelmesi, çayımızın tanınması ve pazarlanmasının çok ötesinde manalar da ihtiva etmektedir. Çünkü dünya çapında marka üretmek aynı zamanda kendi kültürünü tanıtmak ve transfer etmek demektir.
Çay da, diğer içeceklerden farklı olarak kültürel kodları en fazla taşıyan ürünlerden biridir. “TurkishTea” olarak adlandırılacak olan Türk çayı ve altında oluşacak markalarla, Türk çay içme kültürü ve diğer geleneksel unsurlarımız dünyaya tanıtılacaktır. Unutmayalım ki, çayda uluslararası bir aktör olmak öncelikle; yerel değerlerin, yerel tüketim alışkanlıklarının ve yerel damak tatlarının tanınması ve ona göre üretim yapılması ile mümkündür.
Türk Çayını markalaştırıp yurt dışına ihraç ettiğimizde, çayımızın değeri artacak ve öncelikle yaş çay üreticimiz kazanacaktır. Çayda markalaşma ve ürün değerinin artması; Türk çayının kalitesinin yükselmesini, Türkiye'de standart çay üretim ve pazarlamasının sağlanmasını, dünya çay piyasası ve teknik yeniliklerin sektörde uygulanmasını, sektörün büyümesini, Doğu Karadeniz'de yeni yatırımlar yapılmasını, bu alanda istihdamın artmasını ve göçün azalmasını sağlayacaktır.
Bu noktada, dünyanın 5. büyük çay üreticisi olan Vietnam çayının markalaşma yönündeki tecrübesine dikkat çekmek istiyorum.  Güneydoğu Asya’nın ucundaki bu ülke, ürettiği çayı “Cheviet” markası kapsamında şekillendirmiş. Bunu yaparken de;  bu markayla yalnızca çayı değil Vietnam kültürünü dünyaya tanıtmak istediklerini dile getirmişlerdir.
Vietnamlı çay üreticileri, markanın sağladığı işbirliği ve dayanışma doğrultusunda; çay ekimini ve çay yatırımlarının geliştirilmesi, yüksek teknolojili endüstriyel ürün yetiştirme, araştırma geliştirme ve insan kaynağının zenginleştirilmesi ve çay piyasasının genişletilmesi için 4 ayrı enstitü kurmuşlardır. Böylelikle, çay üretim ve pazarlamasına ortak akılla bütüncül bir yaklaşımla bakılabilmesi için uygun bir platform oluşturmuşlardır. Vietnam çayının markalaşma süreci, bizim de Rize çayında gerçekleştirmek istediğimiz atılıma iyi bir örnek teşkil etmektedir.
Dünya genelinde çay üretimine baktığımızda 2009 yılı itibariyle 3 milyon 14 bin hektar olarak ölçülen çay ekim alanlarının % 47’sinin Çin’de bulunduğunu görüyoruz. Ülkemizde 75 bin 851 hektar olarak ölçülen çay ekim alanları ise dünya çay ekim alanlarının %2.51’ini oluşturmaktadır.  Çay üretiminin miktarı bakımından ise 3 milyon 950 bin ton olarak ölçülen 2009 dünya üretiminin % 34.82’sini Çin,   %20.25’ini Hindistan,  % 7.95’ini Kenya, % 7.34’ünü Sri Lanka,  % 5.02’sini Türkiye, % 4.70’ini Vietnam, %4.09’unu Endonezya gerçekleştirmektedir.
2010 yılında ülkemizin çay ithalatında ilk üç sırayı; Sri Lanka (%56), Kenya (%13) ve İran (%11) almaktadır. 2011 Ocak-Ağustos döneminde en fazla ihracatın gerçekleştirildiği ilk üç ülke sırasıyla Belçika, Hollanda ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir.
Çayın, ülkemiz ve Doğu Karadeniz için çok önemli bir geçim kaynağıdır.  2009 yılı itibariyle 198 bin 601 tonluk net kuru çay üretimi yapan Türkiye, dünya üretiminde 5. sırada yer almıştır. Hektar başına elde edilen ürün bazında Türkiye 2 bin 618 kg. ürünle dünya birincisi konumundadır.
Kişi başına çay tüketiminde de yine dünyada ilk sıradayız. Çayımızın kalitesini daha da artırarak pazarda daha iyi yer almalıyız. Önümüzdeki yıllarda organik tarım çok daha öne geçecek ve insanlar organik ürünlerin üretim alanlarını arar duruma gelecektir. Bu bakımdan ülkemizin organik çay yetiştirme bakımından sahip olduğu avantajları çok iyi değerlendirmeliyiz.
Ekim ayının ilk haftasında Rize’de yaptığımız “Çay Sorunları Çözüm Toplantısı”nda bir eylem planı hazırladık. Bu plan çerçevesinde;
1- Yaş çay ürününde kalitenin artırılması,
2- Ekonomik ömrünü tamamlayan çaylıkların yenilenmesi için hastalıklara dayanıklı yeni çeşitlere ait Doku Kültürü Laboratuarının kurulması,
3- Siyah Çay imalatında mevzuat çalışmalarının yapılması,
4- Çay atıklarının organik madde olarak değerlendirilmesi,
5- Kuru çayda piyasa düzeninin sağlanarak ticaretin kayıt altına alınması ve fiyat istikrarının sağlanması,
6- Çay kaçakçılığının önlenmesi,
7- Gıda üretim tesisleriyle (kuru çay) ilgili mevzuatın yeniden düzenlenmesi,
8- Kuru çay ihracatının desteklenmesi,
9- Kayıt dışı çaylık alanların kayıt altına alınması,
10- Çaylıkların miras yoluyla bölünmesinin önlenmesi,
11- Kuru çayda markalaşma,
12- Organik çay üretiminin geliştirilmesi,
13- Kuru çay üretiminde ürün çeşitliğinin artırılması,
14- Çay budama sisteminin ve destekleme modelinin yerine yeni bir model geliştirilmesi,
15- Türk çayının menşe’inin tespiti amacıyla DNA markerlerinin belirlenmesi konularında çalışmalar başlattık.
Bilhassa çayın DNA'sının belirlenmesi amacıyla gerçek çayın, piyasaya sürülen diğer çaylardan laboratuar ortamında kolaylıkla ayırt edilmesi yönündeki çalışmalarımız Türk çayının geleceğini garanti altına alacaktır. Çayda ürün kalitesinin tespiti için “Çay Tadımcısı Yetiştirme Projesi” hayata geçirilmiştir.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak bu alanda daha önce başlattığımız faaliyetleri daha da hızlandırarak, kararlılıkla sürdürüyoruz. Burada Bakanlığım bünyesinde yaptığımız çalışmalardan da kısaca bahsetmek istiyorum.
Çay üreticilerimizi güçlendirmek için Bakanlık olarak “ürün ihtisas borsacılığı” kapsamında, çayın mülkiyetini temsil eden ürün senetleri ile alınıp satılabilmesine yönelik çalışmaları yürütüyoruz. İşlenmiş çayın borsalarda alınıp satılabilmesi için standartlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bütün bu çalışmalarımızın ortak amacı çay üreticisinin ve çay ticareti ile uğraşan vatandaşlarımızın ekonomik menfaatlerini koruyarak bu ticaretin daha düzenli ve verimli yapılabilir hale getirilmesidir.
Bakanlık olarak yasal ticareti kolaylaştırmak için de gerekli tedbirleri alıyoruz. Aynı zamanda yasadışı ticareti önlemek için de yoğun çaba sarf ediyoruz. Gümrük kapılarında iyileştirmeler yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğümüz gümrük kapılarında, girişlerde aldığı tedbirlerle kaçak çay faaliyetlerini önlemeye çalışmaktadır.  Çay kaçakçılığı ile mücadele anlamında 2010 yılında gümrük muhafaza ekiplerimiz ve diğer kolluk kuvvetlerince yakalanan miktar 3bin 200 tondur. Son 3 yılda toplam 8 bin 400 ton kaçak çay yakalanmıştır. Çay kaçakçılığında ve bunların yakalamasında 2009 en yoğun yıl olmuştur.
Ülke ekonomisinin geliştirilmesi önündeki en önemli engellerden biri de çay kaçakçılığıdır. Bu bağlamda “Çay Kaçakçılığı ile Mücadele Eylem Planı”nı hazırladık. Bu plan ile kurumlar arası istihbarat paylaşımını, ortak mücadele yöntemlerini geliştirmeyi ve koordinasyonu artırmayı hedefliyoruz.
Yine çay kaçakçılığını engellemeye yönelik çalışmalar yürüten Bakanlığımız ile Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında 31 Mart 2010’da “Sahte ve Kaçak Çay Ticareti ile Mücadelede İşbirliği Protokolü”nü imzaladık. Protokol kapsamında;  Gümrük ve Ticaret Bakanlığı personelinin çay kaçakçılığı ile mücadelede bilgi ve etkinliğinin arttırılması amacı ile Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce belirli dönemlerde, eğitim faaliyetleri düzenlenmektedir. Yine 2010 yılı içerisinde çay kaçakçılığı ile mücadelede faydalanılmak üzere çay kokusuna duyarlı 3 çay detektör köpeği kullanılmaya başlanmıştır. Çay detektör köpeklerinden çok kısa sürede yüksek verim aldık, sayılarını arttırıyoruz. Bunların dışında yasa dışı çay kaçakçılığı ile mücadele için, birçok araç gümrük kapılarımızda kullanılmaktadır.
Ayrıca Türkiye genelinde birçok bagaj X-Ray’i faaliyette olduğu gibi, videoskop, fiberoskop, yoğunluk ölçüm cihazı, kapalı devre TV sistemleri, hızlı motorbot, mobil ekip araçları gibi birçok teknik cihaz da çay kaçakçılığı ile mücadelede kullanılmaktadır.  Kaçakçılıkla mücadelede Bakanlığımızca kullanılan programlar arasında İhbar ve Kara Kapıları Taşıt Takip Programı, Kaçakçılık Bilgi Bankası, Gemi Takip Programı, Araç Takip Sistemi bulunmaktadır.
Çayımızı bir dünya markası haline getirme sorumluluğu ile hükümet olarak Türk çayını markalaştırmanın takipçisi ve destekleyicisiyiz.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız